Küçükbaş hayvancılık işletmelerinde sürü sağlığını korumak, kârlılığın ve sürdürülebilirliğin ilk şartıdır. Koyun ve keçiler, anatomik yapıları ve toplu yaşama alışkanlıkları nedeniyle bulaşıcı hastalıklara karşı büyükbaş hayvanlardan çok daha hassastır. Ahıra giren tek bir virüs veya bakteri, günler içinde tüm sürüye yayılarak yüksek oranda kuzu ölümlerine ve et/süt kaybına yol açabilir. Tedavi masrafları ve hayvan kayıpları her zaman aşı bütçesinden çok daha ağırdır. Bu yazımızda, küçükbaş hayvancılıkta en sık karşılaşılan 3 ölümcül hastalığı, belirtilerini ve korunma yollarını ele aldık.
1. Koyun-Keçi Çiçek Hastalığı (Variola Ovina)
Çok hızlı bulaşan, virüs kaynaklı ve özellikle kuzularda %50'ye varan oranlarda ölümle sonuçlanabilen son derece tehlikeli yasal bir hastalıktır.
- Belirtiler: Hayvanlarda aniden yükselen ateş, iştahsızlık, halsizlik ve kulak altı, koltuk altı, meme ile kuyruk altı gibi tüysüz bölgelerde kırmızı lekeler belirmesidir. Bu lekeler kısa sürede içi sıvı dolu keseciklere (püstül) ve ardından kabuklu yaralara dönüşür. Solunum sistemini etkilediğinde öksürük ve burun akıntısı görülür.
- Korunma Yolları: Hastalığın kesin bir tedavisi yoktur. Tek ve en etkili çözüm, Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından her yıl periyodik olarak uygulanan Zorunlu Çiçek Aşısı programına uymaktır. Sürüye yeni giren hayvanlar mutlaka karantinada tutulmalıdır.
2. Enterotoksemi (Çelerme / Yumuşak Böbrek Hastalığı)
Küçükbaş besisinde özellikle en gürbüz, en hızlı büyüyen ve iştahı en yüksek olan tokluların ani ölümüyle karakterize bakteriyel bir hastalıktır. Üreticiler genellikle hayvanı akşam sağlam bırakıp sabah ahırda ölü bulurlar.
- Belirtiler: Çoğunlukla hiçbir belirti göstermeden ani ölüm şekillenir. Ölüm anını yakalayabilen yetiştiriciler; hayvanda kasılmalar, diş gıcırdatma, ağızdan köpük gelmesi, başı geriye doğru atma ve kendi ekseni etrafında dönme gibi sinirsel semptomlar görürler. Ölen hayvanın böbrekleri çok kısa sürede pelte gibi yumuşar.
- Korunma Yolları: Tamamen besleme hataları ve ani yem değişiklikleri (meradan yoğun kesif yeme geçiş gibi) bu hastalığı tetikler. En kesin çözüm, besi başlangıcında hayvanlara Karma Clostridium (Enterotoksemi) Aşısı vurulması ve 21 gün sonra ikinci dozun (rapel) mutlaka tekrarlanmasıdır.
3. Ecthyma (Bulaşıcı Ektima / Çiğneme)
Özellikle süt emme dönemindeki kuzu ve oğlakların ağız çevresinde görülen, virüs kaynaklı, çok bulaşıcı bir deri hastalığıdır.
- Belirtiler: Kuzu ve oğlakların dudak kenarlarında, burun deliklerinde ve bazen göz çevresinde karnabahar görünümünde, kalın, koyu renkli, ağrılı kabuklu yaralar oluşur. Yavrular acıdan dolayı annelerini ememez veya yem yiyemezler. Açlıktan ve halsizlikten dolayı ölümler şekillenir. Hastalık, emzirme esnasında annenin memesine de bulaşarak meme körlüğüne yol açar.
- Korunma Yolları ve Tedavi: Yaralı bölgelere veteriner hekim kontrolünde gliserin iyotlu solüsyonlar veya antiseptik spreyler uygulanır. Hastalıktan korunmak için gebeliğin son dönemindeki anaçlara veya yeni doğan yavrulara Ektima Aşısı uygulanmalıdır.
Özetle
Küçükbaş hayvancılıkta hastalıklarla mücadelenin temel direği biyogüvenlik ve koruyucu aşılamadır. Ahırların tabanını kireçlemek, altlıkları kuru tutmak, hava akımını (cereyanı) önlemek ve bakanlığın takvimindeki aşıları günü gününe yaptırmak sürünüzün en büyük sigortasıdır. Unutmayın, hasta bir hayvanı tedavi etmek için harcayacağınız bir şişe antibiyotik parasıyla tüm sürünün yıllık aşı ihtiyacını karşılayabilirsiniz.
Hiç yorum yok