Küçükbaş hayvancılık işletmelerinde yıllık kârlılığın ve büyümenin en temel ölçüsü, anaç başına sütten kesilen kuzu veya oğlak sayısıdır. Üreticinin tüm yıl boyunca harcadığı emeğin ve yem maliyetinin karşılığını alacağı dönem doğum sezonudur. Ancak Türkiye'deki küçükbaş çiftliklerinde yetersiz bakım, hijyen eksikliği ve hatalı yönetim nedeniyle kuzu/oğlak ölüm oranları %15-20'leri bulabilmektedir. Profesyonel bir işletmede bu oranın %5'in altında tutulması gerekir. Bu yazımızda, doğum döneminde alınacak önlemleri ve yavru kayıplarını önlemenin yollarını inceledik.
1. Doğum Öncesi Hazırlık ve "Gebelik Toksemisi" Risk Yönetimi
Doğuma son 1 ay kala anaç hayvanların beslenmesi ve barındırılma şartları değiştirilmelidir.
- Enerji Takviyesi: Gebeliğin son ayında kuzu anne karnında hızla büyür ve işkembeye baskı yapar. Hayvanın yem yeme kapasitesi düşerken enerji ihtiyacı zirveye çıkar. Bu dönemde ikiz veya üçüz taşıyan koyunlar yeterli enerji alamazsa "Gebelik Toksemisi" (ikiz kuzu hastalığı) nedeniyle aniden ölebilir. Rasyona kademeli olarak kaliteli kesif yem ve enerji takviyeleri eklenmelidir.
- Doğum localarının Hazırlanması: Ahır içinde anaçların tek başlarına rahatça doğum yapabileceği, temiz, kuru, rüzgarsız ve dezenfekte edilmiş 1.5 x 1.5 metre ölçülerinde bireysel "doğum locaları" (boksörler) hazırlanmalıdır.
2. Doğum Anı ve İlk Müdahaleler
Doğum başladıktan sonra hayvan uzaktan izlenmeli, ters geliş veya tıkanma gibi bir duraksama olmadıkça sürece hemen müdahale edilerek hayvan strese sokulmamalıdır.
- Solunum Kontrolü: Doğum gerçekleştikten hemen sonra kuzunun burnundaki ve ağzındaki mukus (sıvı) temizlenmelidir. Nefes almakta zorlanan yavruların göğüs kafesine hafifçe masaj yapılmalı veya arka bacaklarından tutularak hafifçe sallanarak ciğerlerindeki suyun boşalması sağlanmalıdır.
- Göbek Başı Dezenfeksiyonu (En Kritik Aşama): Yeni doğan yavrunun göbek kordonu açık bir yara gibidir ve ahırdaki tüm mikroplar buradan vücuda girer. Göbek bağı kesinlikle koparılmamalı, temiz bir makasla kesildikten sonra tentürdiyot veya iyotlu solüsyonlara batırılarak dezenfekte edilmelidir. Bu işlem eklem ilatabı ve kuzu ishallerini doğrudan önler.
3. Ağız Sütü (Kolostrum) Mucizesi
Yeni doğan kuzu ve oğlaklar dünyaya bağışıklık sistemi tamamen savunmasız olarak gelirler. Onları hastalıklara karşı koruyacak antikorlar sadece annenin ilk sütünde (ağız sütü/kolostrum) bulunur.
- Yavrunun doğumdan sonraki ilk 1-2 saat içinde mutlaka annesini emmesi ve ağız sütünü alması sağlanmalıdır. Eğer anne süt vermiyorsa, başka bir hayvandan sağılan taze veya donmuş ağız sütü biberon ya da mide sondası ile yavruya içirilmelidir. Ağız sütünü yeterli alamayan bir kuzunun yaşama şansı çok düşüktür.
4. Kuzu İshalleri ve Septisemi ile Mücadele
Doğumu takip eden ilk haftalarda kuzu kayıplarının en büyük nedeni E.coli ve Salmonella gibi bakterilerin yol açtığı kanlı/beyaz ishaller ile kuzu septisemileridir.
- Aşılama Çözümü: Bu ölümlerin önüne geçmek için en kesin yöntem, anaç koyunları doğuma 1 ay kala kuzu ishallerine ve çelermeye karşı aşılamaktır. Anne aşılandığında, ürettiği antikorlar ağız sütü vasıtasıyla kuzuya geçer ve yavruyu ilk aylarda tamamen korur. Ayrıca doğan yavrulara ilk gün "Kuzu Septisemi Serumu" vurulması koruyuculuğu artırır.
Özetle
Koyunculukta kârlılık, doğan her yavruyu yaşatmaktan geçer. Doğum localarının altını kuru tutmak, göbek bağını ilaçlamak ve ilk saatte ağız sütünü içirmek çok basit ama binlerce liralık kuzu kaybını önleyen altın adımlardır. Doğum sezonunda ahırda 24 saat nöbet tutan ve bu kuralları uygulayan üreticiler, sezon sonunda yüksek kâr marjlarına ulaşırlar.
Hiç yorum yok