
Arıcılık tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de son yıllarda önemli gelişme kaydeden bir sektör haline gelmiştir. Ülke ekonomisine önemli katkısı olan arıcılık dünyanın çoğu ülkesinde ve ülkemizde yaygın olarak yapılmaktadır.
| Sponsor Baglantilar |
|
|
Gerek arılardan elde edilen bal, balmumu, arı sütü, arı zehiri ve benzeri ürünler gerekse arı yetiştiriciliği için üretilen petek, kovan gibi malzemeler yönünden arıcılık bir sektör halini almıştır. Her geçen yıl arıcı sayısı, kovan sayısı ve kovan başına elde edilen bal miktarı artmaktadır. Bugün dünyada yaklaşık 50 milyonun üzerinde arı kolonisi bulunduğu ve bunlardan 1 milyon tonun üzerinde bal elde edildiği bildirilmektedir.
Dünyada arılı kovan sayısı bakımından Rusya 10 milyon koloni ile ilk sırada yer alırken, bu ülkeyi 4.5 milyon koloni ile Amerika Birleşik Devletleri izlemekte ve 3 milyon koloni ile Çin üçüncü sırada yer almaktadır.Üretilen bal miktarı yönünden Rusya 210 bin tonla birinci, Çin 173 bin tonla ikinci ve Amerika Birleşik Devletleri 75 bin ton bal üretimi ile üçüncü sırada bulunmaktadır.
Türkiye ise arıcılıkla uğraşan aile sayısı 35 bin, arılı kovan sayısı 3.5 milyon, yıllık bal üretimi ise 66 bin ton civarındadır. Ülkemiz arı varlığı bakımından Rusya, Amerika Birleşik Devletleri ve Çin den sonra dördüncü sırada ve bal üretimi bakımından Rusya, Çin, Amerika Birleşik Devletleri, Meksika, Kanada ve Arjantin’ den sonra yedinci sırada yer almaktadır.
Oysaki ülkemiz yüzölçümü, topoğrafik yapısı, iklim, bitki örtüsü ve çok eskilere dayanan arıcılık geleneği dikkate alındığında arıcılığımızın şu andaki durumun üzerinde olması gerektiği bir gerçektir.
Türkiye’de kovan başına alınan bal verimi 20 kğ. kadar olup bu miktar çok düşük düzeydedir. Ayrıca ülkemiz 250 bin ton civarındaki dünya bal dış satım pazarında 2500 ton bal ihracatı ile on sekizinci sırada yer almaktadır. Bir diğer ifade ile Türkiye dünyadaki arı varlığının %5 ini, üretilen balın %3-4 ünü ve ihracatın ise %1 ini oluşturmaktadır.
Yukarıda da görüldüğü gibi ülkemizdeki arı varlığı ile bal üretimi arasında bir dengesizlik bulunmaktadır. Bunda teknik bilgi yetersizliği, bakım ve besleme noksanlığı, ana arı üretiminin ihtiyacı karşılayamaması, barındırmadaki bilgisizlik, hastalık ve zararlılarının bilinmemesi ve zamanında teşhis ve tedavinin yapılamamsı gibi hususların büyük payı vardır.
Bu durum karşısında, dünya sıtandartını yakalayabilmemiz ancak; arıcılıkla uğraşan vatandaşların teknik bilgiye sahip olmalarına, bilinçli arıcık yapmaları konusunda eğitim almalarına, değişik projelerden dağıtılan kolonilerin arıcılık yapacak kapasite ve bilgisi olanlara verilmesina, arı hastalıkları ve zararlılarının zamanında teşhisi ve gerekli tedavisinin yapılmasına azami dikkat göstermekle mümkün olacaktır.


